salgın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
salgın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2021 Perşembe

Marketten yayılan hastalık

Tipik olarak Güneydoğu Asya'da bulunan gizemli bir tropikal hastalık salgını kısa bir süre önce ABD'de ortaya çıkarak sağlık görevlilerini endişelendirdi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), yapılan araştırmalardan sonra salgının Walmart'ta satılan ve şimdi toplatılan bir aromaterapi oda spreyinde bulunan nadir bir bakteriyle bağlantılı olabileceğini keşfetti.

CDC, üç eyalette (Teksas, Kansas ve Minnesota) üç kişinin Temmuz 2021'in sonlarında melioidoz hastalığına yakalandığını bildirdi. Daha sonra Georgia'da dördüncü bir vaka bildirildi. Dört hastadan ikisi hayatını kaybetti.

Hastalığın semptomları nispeten belirsiz, spesifik değil ve vücudun enfekte olan kısmına bağlı olarak değişebiliyor. Akciğerlerdeki enfeksiyon öksürüğe, göğüs ağrısına, yüksek ateşe ve baş ağrısına neden olabilirken, bir kan dolaşımı enfeksiyonunda semptomlar benzer ancak sıklıkla eklem ağrısı ve oryantasyon bozukluğunu içeriyor.

Hastalığın sebebi olan bakteri Burkholderia pseudomallei, tipik olarak tropikal ve subtropikal bölgelerde, yani Asya ve Kuzey Avustralya'nın bazı kısımlarında, ayrıca Güney ve Orta Amerika'da bulunduğundan dolayı salgın olağandışı olarak görülüyor. Hastalığın insandan insana bulaşmasının da nadir olması ve hastaların hiçbirinin yakın zamanda ülkeyi terk etmemiş olması, durumu daha da sıra dışı hale getiriyordu.

Enfeksiyonun kaynağını anlamak için CDC'den araştırmacılar hastalardan ve evlerinden örnekler aldı. Beklenmedik bir şekilde, Walmart'ta satılan aromaterapi spreyinden alınan bir numune, nadir bulunan B. pseudomallei bakterisi için pozitif sonuç verdi.

Söz konusu sprey, Better Homes & Gardens tarafından üretilen "Lavanta ve Papatya Esansiyel Yağı İnfüzyonlu Aromaterapi Değerli Taşlı Oda Spreyi"ydi. Aromaterapi spreyi Hindistan'da üretilmekteydi ve bu da patojenin ABD'ye nasıl ulaştığını açıklayabilir. Ayrıca, dört hastayı hasta eden bakterilerin genetik izi, Güney Asya'da sıklıkla bulunan bakteri suşlarınınkine benzemekteydi. CDC hala diğer üç enfeksiyonun kaynağını araştırıyor, ancak özellikle bu üç hastanın da bu veya benzeri ürünleri kullanıp kullanmadığını bulmaya çalışıyor.

ABD Tüketici Güvenliği Ürünleri Tüketimleri'ne göre, Better Homes & Gardens spreyinin 3.900 şişesinin tamamı Walmart'tan geri çağrıldı ve ürünü satın alan müşterilere 20 dolarlık bir hediye kartı verilecek. Aromaterapi oda spreyi, Şubat 2021'den Ekim 2021'e kadar ülke çapında ve çevrimiçi olarak yaklaşık 55 Walmart mağazasında, yaklaşık 4 dolara satılmaktaydı.

CDC, bu aromaterapi spreyini evlerinde bulunduran kişilere derhal kullanmayı bırakmalarını söyledi. Ayrıca nasıl imha edileceğine dair talimatlar da yayınladı. Normal çöp kutusuna atılmamaları, bunun yerine, şişelerin şeffaf fermuarlı torbalarda iki kez poşetlenmesi ve küçük bir karton kutuya koyulması gerekiyor. Daha sonra bu kutu bir Walmart mağazasına iade edilmeli. Sprey ile temas eden tüm yüzeylerin seyreltilmemiş bir dezenfektan temizleyici ile temizlenmesi ve kumaşları sıcak bir kurutucuda tamamen kurutarak yıkanması da tavsiye ediliyor.

Son olarak, son 21 gün içinde ürünü kullanan ve olağandışı semptomlar yaşamaya başlayan kişilerin, tıbbi yardım alması ve doktorlarına spreyi kullandıklarını söylemeleri de CDC tavsiyelerin arasında yer alıyor...



11 Eylül 2021 Cumartesi

Yarasalardan gelen bir virüs daha!

Hindistan'ın güneyindeki Kerala eyaleti, geçtiğimiz hafta sonu 12 yaşındaki bir çocuğun hayatını kaybetmesinin ardından Nipah virüsü salgınını hızlıca kontrol altına almaya uğraşıyor.

Hindistan basınında çıkan haberlere göre çocuk, 29 Ağustos'ta kötü bir ateş ve diğer semptomlarla Kozhikode şehrinde özel bir kliniğe götürüldü. Şehir genelinde çok sayıda farklı hastaneye nakledildikten sonra 5 Eylül sabahı hayatını kaybetti. Hastadan alınan örnekler Nipah virüsü ile enfekte olduğuna dair şüpheleri daha sonra doğruladı.

Nipah, insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna, nöbetlere, komalara ve ölümcül beyin şişmesine kadar çeşitli semptomlara neden olabilen yarasa kaynaklı bir virüs. Virüs, yarasalar veya domuzlar gibi enfekte hayvanlarla doğrudan temas ve ayrıca enfekte bir kişi veya vücut sıvıları ile yakın temas yoluyla yayılıyor. Salgınlar nispeten düşük sayıda enfeksiyona neden olma eğilimindeyken, enfekte olanların yüzde 40 ila 70'inin hayatını kaybetmesi ile yüksek bir ölüm oranına sahip.

Sağlık yetkililerinin, çocuğun ailesi ve yakın çevresinde bulunan 30 sağlık çalışanı da dahil olmak üzere 54 yüksek riskli temaslıyı yakından takip ettiği bildiriliyor. En az 11 kişi Nipah virüsü belirtileri gösteriyor. Endişe verici bir şekilde, şu anda Nipah virüsü enfeksiyonları için lisanslı tedaviler veya aşılar bulunmuyor.

Hastalık ilk olarak 1998'de Malezya'da 105 ölümle 265 akut ensefalit vakasına neden olan bir salgın sırasında tanımlandı. Malezya 1999'dan beri herhangi bir vakadan kaçınmayı başardı, ancak son 20 yılda Bangladeş ve Hindistan'da başka salgınlar meydana gelmeye devam etti.

Kerala Sağlık Hizmetleri yaptığı açıklamada "Bu, Nipah'ın eyaleti üçüncü kez etkilemesi. 2018 ve 2019'un başlarında, Nipah virüsü doğrulandı" dedi.

Ayrıca Kerala Sağlık Hizmetleri, halka, iyi hijyen uygulamak, hasta çiftlik hayvanlarından kaçınmak ve yarasa habitatlarından uzak durmak gibi virüsün daha fazla yayılmasının nasıl önleneceği konusunda tavsiyelerde bulundu. Yetkililer ayrıca hastalık hakkında farkındalığı artıracak ve enfekte kişilerin olası temaslarını belirlemek için kapıdan kapıya gözetim gerçekleştirecekler. Hayvancılık Dairesi, çocuğun ailesinin mülkünde tutulan iki hasta keçiden alınan numunelerin test sonuçlarını bekliyor.

Bu Nipah salgını, Kerala COVID-19 vakası dalgasıyla dolup taşarken ortaya çıkmış durumda. Associated Press'in belirttiğine göre, Pazartesi günü, Hindistan'ın günlük toplam 31.222 COVID-19 vakasının yaklaşık 20.000'i güney Hindistan'daki eyalette kaydedildi.

Son yıllarda, şiddetli bir Nipah salgınının Asya'yı vurabileceğine dair artan endişeler var ve sağlık yetkilileri daha önce virüsün küresel bir salgına neden olma potansiyeline sahip olduğunu tahmin ediyordu. Neyse ki, Kerala'daki durum şu anda büyük bir küresel endişe kaynağı değil ve önceki salgınlara bakılırsa, hastalığı kontrol altına almak mümkün olacak. Yine de, Hindistan'ın durum daha da kötüye gitmeden bu salgını ortadan kaldırmak istediği kesin...



6 Eylül 2021 Pazartesi

Grip salgını tehlikesi kapıda!

ABD'de gerçekleştirilen bir araştırmada kullanılan matematiksel modeller, 2021-2022 grip sezonunun normalde yüzde 20 daha fazla vaka ile geçeceğine işaret ediyor. Kötü bir senaryo söz konusu olduğunda ise bu rakamın iki katına çıkması olası.

Henüz hakem denetiminden geçmemiş olan iki bilimsel makalede, ABD'de bu yıl normalde 100.000 daha fazla grip vakası beklendiğine işaret ediliyor. Sürmekte olan COVID-19 salgını da göz önüne alındığında, bu gelişme sağlık altyapısını ciddi anlamda etkileyebilir.

Uzmanlar, olası bir grip salgınına karşı en iyi önlemin grip aşısı olmak olduğu konusunda fikir birliğine varmış durumda. Kötü senaryo, insanların grip aşısı olmaması. Bu durumda sadece ABD'de ekstra 400.000 vaka bekleniyor. Hastanelerde aşırı yığılmanın engellenmesi için, nüfusun en az yüzde 75'inin aşılanmış olması gerekiyor.

Bilindiği gibi 2020-2021 döneminde grip salgını hemen hemen hiç gerçekleşmedi. Bunun nedeni elbette kapanmalar, sosyal mesafe önlemleri, maske kullanımı ve diğer tedbirler sayesinde insanların, özellikle çocukların çok fazla dışarı çıkmaması ve grip virüsünü almamış olmaları. Önlemler sayesinde belli bazı grip suşlarının neslinin tükendiği de tahmin ediliyor.

Ancak uzmanlar, gribin bu sezon ciddi bir geri dönüş yapabileceğini düşünüyor. Her yıl üretilen grip aşıları bir önceki yılın virüsü temel alınarak yeniden tasarlanıyor. 2020-2021 sezonunda örneklem çok az olduğundan dolayı üretilecek olan aşıların etkin olmama olasılığı var. Grip virüsü ile daha önce tanışmamış çocuklar, en büyük risk grubunu oluşturuyor. 



2 Eylül 2021 Perşembe

Bir ölümcül salgın daha

Kuzey Hindistan'da bulunan Uttar Pradesh eyaletindeki gizemli ateş salgınında çoğu çocuk en az 56 kişi hayatını kaybetti. Henüz belirlenemeyen hastalık, yüksek ateş, eklem ağrıları, baş ağrıları, dehidratasyon ve mide bulantısı gibi semptomların yanı sıra üst ve alt uzuvlarda bazı döküntüler ile kendini gösteriyor.

Bu semptomları bildiren kişilerin hiçbirinin COVID-19 testleri pozitif değildi ve hastalıktan etkilenen altı bölgede doktorlar, salgının özellikle şiddetli bir dang humması türünden kaynaklandığından şüpheleniyor. Trombosit sayısında azalma gösteren bazı hastalardan alınan kan testleri da bu düşünceyi destekliyor.

Firozabad bölgesinin en üst düzey sağlık yetkilisi Dr Neeta Kulshrestha BBC News ile yaptığı görüşmede "Hastanelerdeki hastalar, özellikle de çocuklar çok hızlı ölüyor" dedi. O görüşmeden bu yana Dr Kulsherestha, eyalet Başbakanı Yogi Adityanath tarafından virüs yayılımıyla daha hızlı başa çıkmak için bir hareket olarak görülen karar ile görevinden alındı. 11 uzman doktordan oluşan bir ekip, ilaç ve diğer ihtiyaçlarla birlikte Firozabad'a gönderildi.

Dang humması, dünyanın tropikal ve subtropikal bölgelerinde, çoğunlukla şehirlerde bulunan sivrisinekler tarafından yayılan viral bir hastalık. Dört tür dang virüsü var, bu da bir kişinin dört kez enfekte olabileceği anlamına geliyor. Çoğu vaka hafif ancak virüsün grip benzeri olabilen akut semptomlara neden olması mümkün. Grip gibi bu hastalık da özellikle uygun tıbbi bakım olmadığı durumlarda öldürücü olabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan modelleme, dünya çapında yaklaşık 390 milyon dang virüsü enfeksiyonu olduğunu tahmin ediyor. Hastalık riski taşıyan her on kişiden biri her yıl enfekte oluyor. Enfeksiyon ve ölümlerin sayısı son birkaç on yılda büyük ölçüde arttı ve 4.032 kişinin hastalıktan öldüğü 2000 ile 2015 arasında dört katına çıktı.

Diğer bir ihtimal olan Japon ansefaliti de sivrisinekler tarafından taşınıyor. DSÖ, her yıl 68.000 klinik vaka yaşandığını tahmin ediyor ve birkaç Asya ülkesinde viral ensefalitin ana nedeni. Genel olarak, bu hastalık nadir kabul ediliyor ancak vaka-ölüm oranı yüksek. Virüse yakalanan neredeyse her üç kişiden biri hayatını kaybediyor.

Her iki durum için de bilinen bir tedavi yok, ancak Japon ensefalitini önleyebilecek güvenli ve etkili aşılar bulunuyor. Ölümcül salgının arkasında bu virüslerin veya başka sebeplerin olup olmadığını anlamak için örnekler alınıyor ve testler yapılıyor.

Zayıflamış ve etkisiz sivrisinek kontrol programları ve böcek ilaçlarına karşı dirençli vektörlerin yükselişi, bazı hastalıkların son yıllarda dramatik ve genellikle ölümcül bir artış göstermesinin nedenleri olarak görülüyor. Yenilenen yatırımlar, şu anda meydana gelen gibi ölümcül salgınlara yol açabilecek hastalıkların üstesinden gelmenin anahtarı olarak görülüyor...



13 Ağustos 2021 Cuma

COVID-19'u tamamen silmek mümkün mü

Son birkaç ayda, COVID-19'a neden olan virüs SARS-CoV-2 ile yaşamayı öğrenmemiz gerektiğine, başka bir deyişle hep hayatımızda olacağına dair tartışmalar artıyor. Ama yeni bir çalışma, bu virüsü tamamen yok etmenin mümkün olabileceğini gösteriyor.

British Medical Journal Global Health dergisinde yayınlanan çalışma, böyle bir hedefin ne kadar gerçekçi olduğunu etkileyen 17 faktörü inceledi. Bunların arasında güvenli ve etkili aşıların mevcudiyeti ve bağışıklığın uzunluğu gibi teknik değişkenler bulunuyor. Ayrıca etkin hükümet yönetimi ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin halk tarafından kabulü gibi sosyal, politik ve ekonomik faktörler de var.

İşte bu faktörlerin her biri üç puanlık bir sistemde değerlendirildi. Bu, SARS-CoV-2'nin ortadan kaldırılmasının mümkün olup olmadığı hakkında bir fikir vermek için kullanıldı.

Bir virüsün Dünya üzerinden tamamen silindiği çok sık şahit olduğumuz bir durum değil. Şimdiye kadar tamamen yok etme sadece çiçek hastalığı ve çocuk felci virüsünün üç versiyonundan ikisi için gerçekleştirilebildi.

Araştırmacılar SARS-CoV-2 virüsünü çiçek hastalığı ve çocuk felci ile karşılaştırdılar ve ondan kalıcı olarak kurtulmanın çiçek hastalığını yok etmekten daha zor, ancak çocuk felcinden kurtulmaktan daha kolay olduğunu belirlediler.

Yazarlar makalede, "Analizimiz çeşitli öznel bileşenlerden oluşan bir çalışma olsa da, COVID-19'un ortadan kaldırılabilirliğinin, özellikle teknik fizibilite açısından mümkün olduğunu gösteriyor" diyor.

Ancak bu mümkün olsa da, siyasi irade, parasal yatırımlar ve diğer insanları korumanın neden önemli olduğuna dair toplumsal bir anlayış olmadan gerçekleşmesi mümkün değil. Yani bunu başarmak hiç kolay değil. Ancak yüz binlerce insanın hayatını kurtaracak ve milyonlarca insanın uzun süreli COVID taşımasını durduracak bir adım atılması gerektiği tartışmasız bir gerçek.

Çalışmada ayrıca, "COVID-19'un yok edilebilirliğinin (çiçek hastalığı ve çocuk felcine göre) teknik zorlukları arasında zayıf aşı kabulü ve daha bulaşıcı olabilen daha fazla varyantın ortaya çıkması yatıyor. Bu da potansiyel olarak virüsün aşıdan kaçmasını mümkün kılıyor. Küresel aşılama programlarına daha fazla önem verilmeli" deniyor.



12 Ağustos 2021 Perşembe

COVID-19'u tamamen silmek mümkün mü

Son birkaç ayda, COVID-19'a neden olan virüs SARS-CoV-2 ile yaşamayı öğrenmemiz gerektiğine, başka bir deyişle hep hayatımızda olacağına dair tartışmalar artıyor. Ama yeni bir çalışma, bu virüsü tamamen yok etmenin mümkün olabileceğini gösteriyor.

British Medical Journal Global Health dergisinde yayınlanan çalışma, böyle bir hedefin ne kadar gerçekçi olduğunu etkileyen 17 faktörü inceledi. Bunların arasında güvenli ve etkili aşıların mevcudiyeti ve bağışıklığın uzunluğu gibi teknik değişkenler bulunuyor. Ayrıca etkin hükümet yönetimi ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin halk tarafından kabulü gibi sosyal, politik ve ekonomik faktörler de var.

İşte bu faktörlerin her biri üç puanlık bir sistemde değerlendirildi. Bu, SARS-CoV-2'nin ortadan kaldırılmasının mümkün olup olmadığı hakkında bir fikir vermek için kullanıldı.

Bir virüsün Dünya üzerinden tamamen silindiği çok sık şahit olduğumuz bir durum değil. Şimdiye kadar tamamen yok etme sadece çiçek hastalığı ve çocuk felci virüsünün üç versiyonundan ikisi için gerçekleştirilebildi.

Araştırmacılar SARS-CoV-2 virüsünü çiçek hastalığı ve çocuk felci ile karşılaştırdılar ve ondan kalıcı olarak kurtulmanın çiçek hastalığını yok etmekten daha zor, ancak çocuk felcinden kurtulmaktan daha kolay olduğunu belirlediler.

Yazarlar makalede, "Analizimiz çeşitli öznel bileşenlerden oluşan bir çalışma olsa da, COVID-19'un ortadan kaldırılabilirliğinin, özellikle teknik fizibilite açısından mümkün olduğunu gösteriyor" diyor.

Ancak bu mümkün olsa da, siyasi irade, parasal yatırımlar ve diğer insanları korumanın neden önemli olduğuna dair toplumsal bir anlayış olmadan gerçekleşmesi mümkün değil. Yani bunu başarmak hiç kolay değil. Ancak yüz binlerce insanın hayatını kurtaracak ve milyonlarca insanın uzun süreli COVID taşımasını durduracak bir adım atılması gerektiği tartışmasız bir gerçek.

Çalışmada ayrıca, "COVID-19'un yok edilebilirliğinin (çiçek hastalığı ve çocuk felcine göre) teknik zorlukları arasında zayıf aşı kabulü ve daha bulaşıcı olabilen daha fazla varyantın ortaya çıkması yatıyor. Bu da potansiyel olarak virüsün aşıdan kaçmasını mümkün kılıyor. Küresel aşılama programlarına daha fazla önem verilmeli" deniyor.



1 Ağustos 2021 Pazar

COVID-19'la gelen yeni sendrom

COVID-19 salgını henüz sona ermedi, ancak dünyanın bazı bölgelerinde yaklaşık 15 aylık sosyal mesafe önlemlerinin ardından yeniden "açılma" hamleleri yapılmaya başlandı. Bu değişim bazıları tarafından memnuniyetle karşılansa da, görünüşe bakılırsa yeni bir sendromu da beraberinde getiriyor: Mağara sendromu...

Mağara Sendromu Nedir?

Birkaç farklı rapor ve anket, şaşırtıcı derecede yüksek bir oranda insanın, bazı uzmanların "mağara sendromu" olarak adlandırdığı, bir yıldan fazla bir süredir devam eden sosyal mesafe uygulamalarından sonra dünyaya çıkma endişesini veya korkusunu yaşadığını gösteriyor.

American Psychological Association tarafından Mart 2021'de yayınlanan yakın tarihli bir raporda, ankete katılan kişilerin yüzde 49'unun salgın sona erdikten sonra ("son" ne anlama gelirse gelsin) yüz yüze etkileşime uyum sağlama konusunda huzursuz hissettiğini bildirdi. Bu duygu özellikle siyah ve hispanik insanlar arasında daha güçlüydü. Ayrıca, insanların yüzde 46'sı, salgın öncesindeki gibi yaşama geri dönmekte kendilerini rahat hissetmediklerini söyledi.

Kanada'daki British Columbia Üniversitesi'nde bir psikiyatrist olan Profesör Steven Taylor, Mayıs 2020'de COVID-19 sonrasında kaygının artmasını öngören bir makale yazdı. Yazdığı makalede Taylor, salgının, insanların evlerinden neredeyse hiç çıkmadığı ve aşırı sosyal izolasyon uyguladığı agorafobi benzeri bir olay olan hikikomori'nin (Japonca hiki "geri çekilmek" ve komori "içeride olmak" kelimelerinden türetilmiştir) yükselişine sebep olacağını tahmin etti. Makalede, "sağlık endişesi taşıyan insanlar dış dünyadan bulaşan bir koronavirüsten apartmanlarının veya evlerinin güvenliğine çekilirken, COVID-19'un hikikomori'nin yaygınlığını artırması muhtemeldir. Teknolojideki ilerlemeler, insanların evlerine çekilmelerini giderek daha kolay hale getirdi. COVID-19'dan önce bile, insanların giderek daha fazla evden çalışmaya, sinemaya gitmek yerine evde film izlemeye, mağazalara gitmek yerine çevrimiçi alışveriş yapmaya ve restoranlara gitmek yerine eve teslim yemek hizmetlerini kullanmaya eğilimleri vardı" diye yazdı.

Profesör Taylor ayrıca 2002–2004 SARS salgınının TSSB (PTSD) semptomlarını yaşayan kişilerde yarattığı artışı ve SARS'tan kurtulan 70 kişinin dört yıllık bir takip çalışmasında yüzde 44'ünün TSSB geliştirdiğinin bulunduğunu açıklıyor. Kaç kişinin COVID-19 nedeniyle hastalandığını veya sevdiklerini kaybettiğini göz önünde bulundurarak, önümüzdeki birkaç yıl için de benzer bir eğilim bekliyor.

Ancak dışarı çıkma korkusunun, büyük oranda sağlıkla ilgili endişelerden doğduğunu söyleyemeyiz; salgın, agorafobi benzeri davranışlara yol açabilecek, önceden var olan anksiyete ile ilgili bozuklukları derinleştirmiş gibi görünüyor.

Bir dizi çalışma, COVID-19 salgınının ilk yılında kaç kişinin ruh sağlığının düştüğüne de işaret ediyor. Bir çalışma, katılımcıların yüzde 27'sinden fazlasının, Nisan 2020'nin sonlarında klinik olarak önemli kabul edilen bir zihinsel sıkıntı düzeyi bildirdiğini buldu; bu oran, salgın yayılmadan önce insanların yüzde 19'undan daha azında bulunuyordu. Birçoğu sadece hastalığın kendisinden endişe duymakla kalmadı, aynı zamanda iş güvencesizliğinin artması, sosyoekonomik eşitsizliğin artması ve sağlık hizmetlerine erişimin azalması, ve diğer sorunların tümü insanların ruh sağlığına zarar verdi.

COVID-19 salgını sizi endişeli, tükenmiş veya korkmuş hissettiriyorsa, yalnız değilsiniz. Stresle başa çıkmanıza yardımcı olmak için yapabileceğiniz birkaç basit şey var: Sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve bol bol uyumak gibi vücudunuza bakmak iyi bir başlangıç noktası olabilir. Meditasyon yapmak, hobiler, gevşemek için zaman ayırmak ve başkalarıyla bağlantı kurmak da yardımcı olabilir. Haberleri izlemeye, okumaya veya dinlemeye ara vermeniz de önerilir.

Her zamanki gibi, desteğe ihtiyacınız olduğunu hissederseniz mutlaka yardım istemelisiniz.