koronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2021 Çarşamba

COVID-19'a doğuştan bağışıklık

Uluslararası uzmanlar tarafından hazırlanan yeni bir raporda, bazı insanların COVID-19'a karşı genetik dirence, başka bir deyişle doğuştan gelen bağışıklığa sahip olabileceğini ve virüse karşı mücadelede daha önce kullanılmayan bir kaynak olarak kullanılabileceğini belirtiliyor. HIV ve norovirüs de dahil olmak üzere diğer enfeksiyonlarda doğal direnç gösteren genler olduğu biliniyor ve bu keşif, COVID-19'u anlamak ve daha iyi tedaviler ve aşılar geliştirmek için bir yol açabilir.

Nature Immunology dergisinde yayınlanan araştırma, bir bireyin ciddi sonuçlara duyarlılığını etkileyebilecek faktörleri ve ayrıca doğuştan gelen dirence yol açabilecek faktörleri özetliyor. Ekip, ayrıca gelecekteki araştırmalar için ve bu araştırmanın nasıl yürütüleceğini detaylandıran kapsamlı bir strateji için çeşitli hedefler de sunuyor.

COVID-19 pandemisinin başlamasından bu yana geçen 22 ayda belirgin hale geldiği gibi, enfeksiyonlar asemptomatikten yaşamı tehdit edene kadar değişen derecelerde, kişiden kişiye değişkenlik gösteriyor. Bazıları hafif acı çekiyor, bazıları hastaneye kaldırılıyor ve bazıları enfeksiyondan sonraki aylar içinde de acı çekmeye devam ediyor. İkincil hastalık oranları bazı hanelerde yüzde 70'e ulaşabiliyor ve ailenin geri kalanı COVID-19 olsa da buna enfeksiyona direnen çok sayıda kişi olduğu da biliniyor. Ancak bu, kötü niyetli bir virüsün hedeflerini özenle seçmesinin sonucu değil. Bu yeni çalışmanın yazarları, belki de COVID-19'un klinik değişkenliğinin genetik faktörlerle açıklanabileceğini öne sürüyorlar.

Ekip, bu çalışmanın sonuçlarının yeni COVID terapilerinin geliştirilmesine yol açabileceğini umuyor ve  "Çalışmamız, SARS-CoV-2 enfeksiyonunu bloke eden akılcı yeni ilaçların geliştirilmesinin önünü açma potansiyeline sahip" diyor.   



10 Ekim 2021 Pazar

Çocukları COVID'den 7 koruma yolu

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Servet Öztürk, okula başlayan çocuklar için koronavirüse karşı korunmada bilgilendirmelerde bulundu.

1. 12 yaş üzerindeki çocuklar aşılanmalı!

Hastalık bulaşının kırılması için tüm erişkinlerin ve 12 yaşın üzerindeki çocukların Covid-19 aşısı ile aşılanması gerekmektedir. Aşılar oldukça ucuz, güvenilir ve etkindir.

2. Çocuklara hijyen eğitimi verilmeli

Maske-mesafe ve el hijyeni konusunda çocuklara eğitim verilmeli. Özellikle kapalı alanlarda maskenin önemi belirtilmeli, fiziksel temas durumlarında ellerini alkol bazlı ürünlerle dezenfekte etmesi teşvik edilmelidir.

3. Farklı yaş grupları grup olarak kısıtlandırılmalıdır

Okulda veya okul dışı etkinliklerde farklı sınıf ve yaş gruplarının karıştırılması kısıtlanmalıdır.

4. Kalabalık gruplar olarak toplanmamalılar

Öğrencilerin sıraya girerken, sınıftan çıkarken kalabalık gruplar halinde veya yakınlarda toplanmamasını sağlayacak bir farkındalık yaratılmalıdır.

5. Okullar sık sık dezenfekte edilmeli

Sık dokunulan yüzeyleri temizlemek ve dezenfekte etmek hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ortak kullanılan kapı kolları, musluklar, klavyeler özellikle riskli olup  kullanım sonrası bu yüzeyler ve eller dezenfekte edilmelidir.

6. Semptomları olan çocuklar okula gönderilmemeli

Hastalık semptomları olan veya Covid-19 hastası ile temas eden çocuklar okula gönderilmemeli. Covid-19 enfeksiyonu açısından tetkik edilmeli. Hastalık ekarte edildikten sonra okula gönderilmelidir. Çocuğunuzu her gün Covid-19 belirtileri açısından izlemeli aşağıdaki semptomlar varsa çocuk okula gönderilmemelidir.

Ateş Burun tıkanıklığı veya burun akıntısı Öksürük Boğaz ağrısı/Baş ağrısı/Kas ağrısı Nefes darlığı Mide bulantısı ya da kusma İshal İştahsızlık Tat veya koku kaybı

7.Okul formaları günlük yıkanmalı

Virüsün cansız yüzeylerde bir süre canlı kaldığı göz önüne alındığında; özellikle maske-mesafe-hijyen kurallarına uyum konusunda daha kısıtlı olan okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin okul formalarının günlük yıkanması ve banyo yapılması enfeksiyon bulaş riskini düşürebilir.  

Ancak unutulmamalıdır ki hastalık bulaşında günlük kıyafet değişimi ve banyo uygulaması;     el hijyeni-maske uygulaması-mesafe önlemlerinin yerini tutmamaktadır.



9 Eylül 2021 Perşembe

İlk COVID-19 ölümü değişti

Kansas'ta Ocak 2020'nin başlarında ölen bir büyükanne, ABD'de COVID-19'a bağlı olarak bildirilen ilk ölüm olarak kayıtlara geçti. Bu ölüm, şimdiye dek bilinen ilk ölümlerden haftalar önce gerçekleşmiş durumda. Böylece COVID-19 ölümlerinin, ABD'de düşünülenden çok önce yaşanmaya başladığı ortaya çıkmış oldu.

Leavenworth'lü 78 yaşındaki büyükanne Lovell "Cookie" Brown, 9 Ocak 2020'de bir hastanede hayatını kaybetti. Ölüm nedeni başlangıçta felç ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı olarak kaydedildi. Daha sonra Mayıs 2021'de, Bay Area News Group tarafından yapılan bir soruşturmanın ortaya çıkardığı gibi, ölüm belgesi, ölüm nedenlerinden biri olarak "COVID 19 PNEUMONIA" eklenecek şekilde değiştirildi. Böylece ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından yayınlanan resmi COVID-19 ölümleri günlüğüne 2020'nin ikinci haftasından itibaren yeni bir vaka dahil edildi. Bu vakanın Brown'ın ölümünü temsil ettiği düşünülüyor.

Bununla birlikte, Brown'ın hikayesinin çoğu gizemle örtülü. Kimliği, hasta mahremiyeti yasaları nedeniyle kamuya açıklanmadı. Ayrıca, hastane veya eyalet sağlık görevlileri, hastanın akrabalarından hiçbirini bilgilendirmedi. Ailesi, her ne kadar bu yeni haber üzerine yeni bir şok yaşamış olsa da, pandemi haberleri yayılmaya başladığında büyükannenin semptomlarına dayanarak COVID-19'a yakalanmış olabileceğinden şüphelenmiş olduklarını söylediler.

Brown'ın yaşlılığında nadiren seyahat ettiği için enfeksiyonu nasıl kaptığı kesin değil, ancak ölümüne kadar geçen aylarda bir huzurevinde yaşıyordu. Huzurevleri ölümcül COVID-19 vakalarının sıklıkla görüldüğü yerler olarak biliniyor...



13 Ağustos 2021 Cuma

COVID-19'u tamamen silmek mümkün mü

Son birkaç ayda, COVID-19'a neden olan virüs SARS-CoV-2 ile yaşamayı öğrenmemiz gerektiğine, başka bir deyişle hep hayatımızda olacağına dair tartışmalar artıyor. Ama yeni bir çalışma, bu virüsü tamamen yok etmenin mümkün olabileceğini gösteriyor.

British Medical Journal Global Health dergisinde yayınlanan çalışma, böyle bir hedefin ne kadar gerçekçi olduğunu etkileyen 17 faktörü inceledi. Bunların arasında güvenli ve etkili aşıların mevcudiyeti ve bağışıklığın uzunluğu gibi teknik değişkenler bulunuyor. Ayrıca etkin hükümet yönetimi ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin halk tarafından kabulü gibi sosyal, politik ve ekonomik faktörler de var.

İşte bu faktörlerin her biri üç puanlık bir sistemde değerlendirildi. Bu, SARS-CoV-2'nin ortadan kaldırılmasının mümkün olup olmadığı hakkında bir fikir vermek için kullanıldı.

Bir virüsün Dünya üzerinden tamamen silindiği çok sık şahit olduğumuz bir durum değil. Şimdiye kadar tamamen yok etme sadece çiçek hastalığı ve çocuk felci virüsünün üç versiyonundan ikisi için gerçekleştirilebildi.

Araştırmacılar SARS-CoV-2 virüsünü çiçek hastalığı ve çocuk felci ile karşılaştırdılar ve ondan kalıcı olarak kurtulmanın çiçek hastalığını yok etmekten daha zor, ancak çocuk felcinden kurtulmaktan daha kolay olduğunu belirlediler.

Yazarlar makalede, "Analizimiz çeşitli öznel bileşenlerden oluşan bir çalışma olsa da, COVID-19'un ortadan kaldırılabilirliğinin, özellikle teknik fizibilite açısından mümkün olduğunu gösteriyor" diyor.

Ancak bu mümkün olsa da, siyasi irade, parasal yatırımlar ve diğer insanları korumanın neden önemli olduğuna dair toplumsal bir anlayış olmadan gerçekleşmesi mümkün değil. Yani bunu başarmak hiç kolay değil. Ancak yüz binlerce insanın hayatını kurtaracak ve milyonlarca insanın uzun süreli COVID taşımasını durduracak bir adım atılması gerektiği tartışmasız bir gerçek.

Çalışmada ayrıca, "COVID-19'un yok edilebilirliğinin (çiçek hastalığı ve çocuk felcine göre) teknik zorlukları arasında zayıf aşı kabulü ve daha bulaşıcı olabilen daha fazla varyantın ortaya çıkması yatıyor. Bu da potansiyel olarak virüsün aşıdan kaçmasını mümkün kılıyor. Küresel aşılama programlarına daha fazla önem verilmeli" deniyor.



12 Ağustos 2021 Perşembe

COVID-19'u tamamen silmek mümkün mü

Son birkaç ayda, COVID-19'a neden olan virüs SARS-CoV-2 ile yaşamayı öğrenmemiz gerektiğine, başka bir deyişle hep hayatımızda olacağına dair tartışmalar artıyor. Ama yeni bir çalışma, bu virüsü tamamen yok etmenin mümkün olabileceğini gösteriyor.

British Medical Journal Global Health dergisinde yayınlanan çalışma, böyle bir hedefin ne kadar gerçekçi olduğunu etkileyen 17 faktörü inceledi. Bunların arasında güvenli ve etkili aşıların mevcudiyeti ve bağışıklığın uzunluğu gibi teknik değişkenler bulunuyor. Ayrıca etkin hükümet yönetimi ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin halk tarafından kabulü gibi sosyal, politik ve ekonomik faktörler de var.

İşte bu faktörlerin her biri üç puanlık bir sistemde değerlendirildi. Bu, SARS-CoV-2'nin ortadan kaldırılmasının mümkün olup olmadığı hakkında bir fikir vermek için kullanıldı.

Bir virüsün Dünya üzerinden tamamen silindiği çok sık şahit olduğumuz bir durum değil. Şimdiye kadar tamamen yok etme sadece çiçek hastalığı ve çocuk felci virüsünün üç versiyonundan ikisi için gerçekleştirilebildi.

Araştırmacılar SARS-CoV-2 virüsünü çiçek hastalığı ve çocuk felci ile karşılaştırdılar ve ondan kalıcı olarak kurtulmanın çiçek hastalığını yok etmekten daha zor, ancak çocuk felcinden kurtulmaktan daha kolay olduğunu belirlediler.

Yazarlar makalede, "Analizimiz çeşitli öznel bileşenlerden oluşan bir çalışma olsa da, COVID-19'un ortadan kaldırılabilirliğinin, özellikle teknik fizibilite açısından mümkün olduğunu gösteriyor" diyor.

Ancak bu mümkün olsa da, siyasi irade, parasal yatırımlar ve diğer insanları korumanın neden önemli olduğuna dair toplumsal bir anlayış olmadan gerçekleşmesi mümkün değil. Yani bunu başarmak hiç kolay değil. Ancak yüz binlerce insanın hayatını kurtaracak ve milyonlarca insanın uzun süreli COVID taşımasını durduracak bir adım atılması gerektiği tartışmasız bir gerçek.

Çalışmada ayrıca, "COVID-19'un yok edilebilirliğinin (çiçek hastalığı ve çocuk felcine göre) teknik zorlukları arasında zayıf aşı kabulü ve daha bulaşıcı olabilen daha fazla varyantın ortaya çıkması yatıyor. Bu da potansiyel olarak virüsün aşıdan kaçmasını mümkün kılıyor. Küresel aşılama programlarına daha fazla önem verilmeli" deniyor.



Vaka sayısı en çok artan 5 il

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 31 Temmuz-6 Ağustos'ta illere göre her 100 bin kişide görülen Kovid-19 vaka sayılarını ve son 1 haftada vaka sayısının en çok arttığı illeri açıkladı.

İllere göre haftalık Kovid-19 vaka sayısı, her 100 bin kişide İstanbul'da 182,21, Ankara'da 184,58, İzmir'de 65,85 oldu. Son bir haftada 100 bin kişide Kovid-19 vaka sayısı en çok artan iller, Rize, Batman, Diyarbakır, Artvin ve Bingöl oldu.

Bakan Fahrettin Koca şu mesajları paylaştı:

Son bir haftada vaka sayısı en çok artan illerimiz; Rize, Batman, Diyarbakır, Artvin ve Bingöl. En az iki doz aşı olanların sayısı arttıkça vaka sayıları düşecek. Aşınızı vakit kaybetmeden olun. pic.twitter.com/FDZHPbF2nm

— Dr. Fahrettin Koca (@drfahrettinkoca) August 12, 2021

İllerimizde 100.000 nüfusa karşılık gelen bir haftalık toplam vaka sayısını gösteren insidans haritasının güncel halini ekte görebilirsiniz. En az iki doz aşı olanların sayısı arttıkça vaka sayıları da düşecek. pic.twitter.com/5XV1qaIUYn

— Dr. Fahrettin Koca (@drfahrettinkoca) August 12, 2021