güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2021 Cuma

Hala akıllanmayanlar var!

Daha fazla kullanıcının çevrimiçi ortamda zaman geçirmesiyle birlikte güvenliğin önemi de artıyor. Hatta daha iddialı da konuşabiliriz: Tüm cihazlarınızda bir antivirüs ve bir VPN kullanarak kendinizi siber saldırılardan korumanız hiç bu kadar önemli olmamıştı.

Ancak Tom's Guide tarafından yapılan yeni bir anketin sonuçlarına göre, her beş kişiden biri verilerini ve cihazlarını korumak için adım atmıyor. Kaynak, gerçek zamanlı anket platformu OnePulse'u kullanarak, çevrimiçi güvenlik alışkanlıkları hakkında daha fazla bilgi edinmek için kısa süre önce hem ABD'de hem de Birleşik Krallık'ta rastgele seçilen 1.000 kullanıcıyla anket yaptı.

Ankete katılanların yüzde 20'sinin herhangi bir güvenlik veya gizlilik aracı kullanmaması dikkat çekiyor.

İnternette güvende kalmak

"Çevrimiçi ortamda daha güvenli ve daha gizli kalmak için hangi siber güvenlik yazılımını kullanıyorsunuz?" sorusuna yanıt verenlerin neredeyse yarısı (%45,6) cihazlarında Microsoft Defender gibi ücretsiz antivirüs yazılımları kullandığını belirtti. Bu arada, ankete katılanların sadece yüzde 21'i, virüsten koruma yazılımı için aylık veya yıllık ödeme yaptıklarını söyledi.

VPN hizmetleri söz konusu olduğunda, ücretli ve ücretsiz seçenekler arasında yanıtlar oldukça benzer; yüzde 13,8 ücretli VPN kullandıklarını söylerken, yüzde 12,8 ücretsiz VPN kullandığını söyledi. Ücretsiz bir VPN, çevrimiçi kısıtlamaları hızlı bir şekilde atlamak için faydalı olsa da, bu hizmetlerden birkaçı kayıt tutmayan bir VPN sağladığından verilerinizi riske atıyor olabilirsiniz.

Tüm çevrimiçi kimliklerimizi akıllı telefonlarımızda yanımızda taşıdığımız ve bankacılık ve diğer hassas verileri göndermek için dizüstü bilgisayarları ve masaüstü bilgisayarları kullandığımız bir zamanda, siber saldırılardan korunmak için bir antivirüs ve VPN kullanmak hızla bir zorunluluk haline geliyor. Kısa vadede ücretli güvenlik hizmetlerini kullanmaktan vazgeçmek daha ucuz gibi görünse de, kimlik hırsızlığına kurban gitmek son derece pahalı olabilir ve kimliğinizi kurtarmak yıllar alabilir.



16 Ekim 2021 Cumartesi

Reklam ekleyen reklam engelleyici

Siber güvenlik firması Imperva'dan güvenlik araştırmacıları, hem Google Chrome'da hem de Opera'da bulunan AllBlock adlı bir uzantı aracılığıyla kullanıcıları hedefleyen yeni bir reklam yerleştirme kampanyasının başladığını keşfettiler.

Reklam yerleştirme, bir web sitesindeki reklamları kaldırıp yerine kendi reklamlarını, web sitesinin sahibinin haberi olmadan koymak anlamına geliyor. Bu işlem, birçok kaynaktan yapılıyor olabilir. Kötü niyetli tarayıcı eklentileri, sisteme sızmış olan kötü niyetli yazılımlar nedeniyle bu reklamlar görüntüleniyor olabilir.

E-ticaret söz konusu olduğunda, reklam yerleştirme genelde rakip firmaların alışveriş sitelerine gelen kullanıcılara reklam göstermek, böylece bu firmalardan müşteri çalmak hedefi ile yapılıyor. Burada fiyat karşılaştırma reklamları şeklinde kendini gösteriyor ve daha düşük fiyatları gören müşterilerin aklını çelmek hedefleniyor.

Ağustos ayında, Imperva Research Labs, bilinmeyen kötü amaçlı web adreslerinin bir reklam yerleştirme komut dosyası tarafından reklam şeklinde dağıtıldığını keşfetti. Bu adreslerden bir tanesi, bir sayfadaki tüm linkleri bir sunucuya gönderiyor. Sunucu, bu linklerin yönlendirilmesi istenen adresleri geri döndürüyor. Kullanıcı sayfada gördüğü linklerden birine tıkladığında, aslında hedeflenen linke değil, sunucunun göndermiş olduğu adrese gidiyor. Bu konuda asıl web sunucusunun sahibinin yapabileceği bir şey yok.

Imperva'nın keşfettiği AllBlock isimli eklenti, bu tür bir kötü niyetli yazılım. Her ne kadar diğer reklam engelleyicileri gibi çalışıyor olsa da, arka planda bir script çalıştırıyor ve tarayıcının açtığı her sekmeye kendi kodunu yerleştiriyor. Eğer tarayıcınızda reklamları görmemek için AllBlock eklentisini yüklediyseniz, hemen silmenizde yarar var. Google, bu konuda gerekli önlemi aldı ve eklentiyi Chrome Web Store'dan kaldırdı.



15 Ekim 2021 Cuma

"Yenilikçi Nesil"e güvenlik tehdidi

Bir Hewlett Packard Enterprise şirketi Aruba, işverenlerin hem X hem de Y jenerasyonlarının ihtiyaçlarına yıllarca cevap verdikten sonra şimdilerdeyse pandemi sonrası ortaya çıkan yeni bir nesil ile karşı karşıya olduklarını söylüyor: Hibrit çalışanların yüzde 85'i kendilerini "N jenerasyonu (yenilikçi nesil)"nun özellikleriyle bağdaştırıyor.

Dijital antropolog Brian Solis tarafından türetilen N jenerasyonu kavramı, dijitale öncelik verilen deneyimlerle gelişen ve hem satın aldıkları hem çalıştıkları hem de destekledikleri markaların sunacağı kişiselleştirme, özelleştirme ve şeffaflığına ayrıca değer veren nesiller arası bir topluluk olarak tanımlanıyor. Tüm bunların yanı sıra hem evde hem de iş yerinde teknolojiden daha önce hiç olmadığı kadar anlıyor, kullanıyor ve talep ediyorlar.

5 farklı Avrupa pazarında 5018 hibrit çalışan üzerinde yapılan çalışmaya göre, katılımcıların yüzde 78'i COVID-19 öncesine kıyasla teknolojiyi daha fazla kullandıklarını söylüyor ve yüzde 75'iyse kendilerini 'dijitale meraklı' olarak tanımlıyor. Katılımcıların yüzde 69'u iş yerlerinde kullandıkları teknoloji hakkında daha fazla fikir sahibi olduklarını kabul ederken, yüzde 71'iyse çalıştıkları ortamdaki teknoloji yapılanmasında kişisel tercihlerine yönelik özelleştirmenin önem arz ettiğini düşünüyor.

Çalışma ayrıca, bu yeni neslin beklentilerinin karşılanmamaya devam etmesi halinde işyerine getireceği riskleri de ortaya koyuyor. Şu anki tabloda, katılımcıların sadece yüzde 38'i iş yerlerindeki teknoloji tercihlerinde anlamlı bir seçeneğe sahip olduklarını söylüyor. Çalışanlar, doğru teknolojiler olmaksızın üretkenlikte düşüş (yüzde 35'i) ve daha zayıf bir iş/yaşam dengesi (yüzde 23) yaşayacaklarını belirtiyor. N jenerasyonunun teknik yetkinliklerdeki artan esneklik ve güvene dair beklentileri, çalışanların ağa nerede, ne zaman ve ne şekilde bağlandıklarına dair bir dizi güvenlik riskini açığa çıkarıyor. Örnek vermek gerekirse, katılımcıların yüzde 50'si pandemi öncesine kıyasla teknolojide yaşanan bir sorunu kendilerinin çözmeye daha meyilli olduklarını söylüyor.

Çalışmada öne çıkan diğer bulgular şöyle:

Hibrit çalışanların iş yerindeki teknolojinin önemine dair yeni bir bakış açısı var:

Katılımcıların yüzde 80'i şirketlerinin sağlıklı teknoloji kullanımını teşvik edecek politikaları sürdürmesinden yana. Yeni hibrit çalışma düzeninde, kapsayıcı bir ortamı geliştirmesinde teknolojinin payı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 73'ken, yüzde 44'ü mevcut durumun böyle olmadığına inanıyor.

İhtiyaçları karşılanmadığı müddetçe hibrit çalışanların iş yerine getireceği yeni riskler:

İş yerlerindeki teknolojide yaşanan bir sıkıntının 20 dakikada ya da bundan daha az bir sürede çözülmesini bekleyenlerin oranı yüzde 20 ve yüzde 42'lik bir kesim ise 10 dakikadan az bir sürede çözüme ulaşılmasını umuyor. Katılımcıların yarısından fazlası (yüzde 55'i) haftada en az bir kere parolayla korunmamış genel ağlara bağlandıklarını kabul ederken, yalnızca üçte biri (yüzde 33'ü) bunu yaparken güvenlik riskleriyle karşılaşabileceklerini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 82'si ise işe dair bilgilere erişirken kişisel cihazlarını kullanıyor.

Bir Hewlett Packard Enterprise şirketi Aruba'nın EMEA Başkan Yardımcısı Morten Illum, "Çalışmamız, dönüşen davranışları ve artan beklentileriyle hibrit çalışanlardan meydana gelen bu yeni neslin işverenlerden, iş yerlerindeki teknolojiye dair yeni taleplerle geleceğini gösteriyor. N jenerasyonunun getirdiği güvenlik riskini azaltmak ve aynı zamanda iş gücündeki verimliliği artırıp, çalışanlarını desteklemek isteyen kurumların bu yeni ihtiyaçlara kulak vermesi gerekiyor. Hem açık hem de güvenli bir ağ tesis etmek, güvenliği tehlikeye atmadan çalışanların aradığı esnekliği, özgürlüğü ve kişiselleştirmeyi mümkün kılacak."



Ampul, konuşmaları ele veriyor!

Alexa ya da Roomba gibi dijital ev asistanlarının evdeki konuşmaları dinleyip kaydettiğinden korkuyorsanız, şimdi korkmanız gerekenler listesine bir de ampulleri eklemeniz gerekecek. İsrailli güvenlik uzmanlarından oluşan bir ekip, standart bir ampul, bir teleskop ve birkaç bilimsel cihaz kullanarak çok uzaklardan bir odanın içindeki konuşmaların dinlenmesinin mümkün olduğunu gösterdi.

Teorik olarak bir ampulün ses dalgalarına tepki olarak titreşmesini izleyerek oda içindeki ses dalgalarını kaydetmek mümkün. Teleskop ve hassas bir elektro-optik sensör ile uzaktan bu titreşimleri izleyerek kaydedip daha sonra sese dönüştürme yapılabiliyor. 

Güvenlik ekibi bu teoriyi test etmek için akustik olarak kapalı olan 25 metre uzaklıktaki bir odanın içindeki konuşmaları sadece pencere camından ampulü izleyerek konuşmaları kaydetmeyi denedi. Ampulün içindeki filamanın titreşimleri kaydedildi ve daha sonra bir analog-dijital çevirici ile veriye dönüştürülüp önceden hazırlanmış bir algoritma ile analiz edildi.  

Testi anlatan makaleye göre, bu teknikle sesler belirgin bir netlikle anlaşılabiliyor. Dönüştürülen ses her ne kadar son derece parazitli ve boğuk olsa da, konuşulan kelimelerin ne olduğu anlaşılabiliyor. Öyle ki, Google'ın Otomatik Ses Tanıma özelliği tarafından bile anlaşılabiliyor ve dönüştürülebiliyor.

Araştırmacılar bu titreşimlerin birkaç miliderece bile olsa, kaydedilebildiğini ve sese dönüştürülebildiğini söylüyor. Elbette bu teknik ile yüzde yüz başarı sağlandığını söylemek mümkün değil. Örneğin, floresan ampullerde işe yaramıyor. Çalışması için ampulün yanık, konuşan kişilerin yakınında olması ve arada bir engel bulunmaması gerekiyor.

Bu ilginç casusluk testini aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

Lamphone: Real-Time Passive Sound Recovery from Light Bulb VibrationsLamphone: Real-Time Passive Sound Recovery from Light Bulb VibrationsBy Ben Nassi. Read more about this research on


Ampul, konuşmaları ele veriyor!

Alexa ya da Roomba gibi dijital ev asistanlarının evdeki konuşmaları dinleyip kaydettiğinden korkuyorsanız, şimdi korkmanız gerekenler listesine bir de ampulleri eklemeniz gerekecek. İsrailli güvenlik uzmanlarından oluşan bir ekip, standart bir ampul, bir teleskop ve birkaç bilimsel cihaz kullanarak çok uzaklardan bir odanın içindeki konuşmaların dinlenmesinin mümkün olduğunu gösterdi.

Teorik olarak bir ampulün ses dalgalarına tepki olarak titreşmesini izleyerek oda içindeki ses dalgalarını kaydetmek mümkün. Teleskop ve hassas bir elektro-optik sensör ile uzaktan bu titreşimleri izleyerek kaydedip daha sonra sese dönüştürme yapılabiliyor. 

Güvenlik ekibi bu teoriyi test etmek için akustik olarak kapalı olan 25 metre uzaklıktaki bir odanın içindeki konuşmaları sadece pencere camından ampulü izleyerek konuşmaları kaydetmeyi denedi. Ampulün içindeki filamanın titreşimleri kaydedildi ve daha sonra bir analog-dijital çevirici ile veriye dönüştürülüp önceden hazırlanmış bir algoritma ile analiz edildi.  

Testi anlatan makaleye göre, bu teknikle sesler belirgin bir netlikle anlaşılabiliyor. Dönüştürülen ses her ne kadar son derece parazitli ve boğuk olsa da, konuşulan kelimelerin ne olduğu anlaşılabiliyor. Öyle ki, Google'ın Otomatik Ses Tanıma özelliği tarafından bile anlaşılabiliyor ve dönüştürülebiliyor.

Araştırmacılar bu titreşimlerin birkaç miliderece bile olsa, kaydedilebildiğini ve sese dönüştürülebildiğini söylüyor. Elbette bu teknik ile yüzde yüz başarı sağlandığını söylemek mümkün değil. Örneğin, floresan ampullerde işe yaramıyor. Çalışması için ampulün yanık, konuşan kişilerin yakınında olması ve arada bir engel bulunmaması gerekiyor.

Bu ilginç casusluk testini aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

Lamphone: Real-Time Passive Sound Recovery from Light Bulb VibrationsLamphone: Real-Time Passive Sound Recovery from Light Bulb VibrationsBy Ben Nassi. Read more about this research on


10 Ekim 2021 Pazar

Artık veri sızdırmayacaklar!

Dünyanın en büyük sözleşmeli yonga üreticisi ve büyük bir Apple tedarikçisi olan Tayvanlı firma TSMC, bundan böyle hassas verileri sızdırmayacağını belirten resmi bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın, ABD'nin tedarik zincirinde daha fazla şeffaflık talebine uygun olarak yapıldığı belirtiliyor. Şirketin beyanı, her ne kadar müşterilerini korumaya istekli olduğunu gösterse de, bunu hangi ölçüde yapacağı konusunda belirgin bir bilgi bulunmuyor.

TSMC avukatı Sylvia Fang, Reuters'e yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Endişelenmeyin. Şirketimizin hassas bilgilerini, özellikle müşterilerle ilgili olanları kesinlikle sızdırmayacağız. Müşteri güveni, şirketimizin başarısının en önemli unsurlarından biridir."

Geçen ay Beyaz Saray, otomobil üreticilerine, çip imalat şirketlerine ve diğer donanım üreticilerine, ABD'de otomobil üretiminin azalmasına ve mevcut çiplerin fiyatını yükselmesine neden olan yarı iletken krizi hakkında bilgi vermeleri için bir talepte bulunmuştu. Talep Apple, Daimler, BMW, GlobalFoundaries, Micron, Microsoft, Samsung, TSMC, Intel ve Ampere Computing'e yapılmıştı.

Hem TSMC hem de Tayvan Hükümeti, çip sıkıntısını çözmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını defalarca söylediler. Buna ek olarak, TSMC, küresel kıtlığın ortasında çip kapasitesini genişletmek için önümüzdeki üç yıl içinde 100 milyar dolar harcama sözü verdi. Bundan bağımsız olarak, Tayvan hükümeti de ayrıca ABD ticaret yasalarına ve kurallarına saygı duymalarına rağmen, herhangi bir "mantıksız talep" alırlarsa Tayvanlı şirketleri destekleyeceğini açıkladı.



7 Ekim 2021 Perşembe

Google'dan büyük değişiklik

Tüm çevrimiçi hesaplarınızı ve şifrelerinizi güvende tutmak, özellikle bir şifre yöneticisi kullanmıyorsanız zor bir iş. Bu nedenle Google, yıl sonuna kadar 150 milyon kullanıcı için iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirmeyi planlıyor.

Google, kullanıcılarının hesaplarının saldırıya uğramasını önlemek için her gün 1 milyar şifrenin güvenliğini kontrol ediyor. Google bunu, doğrudan Chrome, Android ve Google Uygulamasında yerleşik olan şifre yöneticisi aracılığıyla gerçekleştiriyor.

Şirketin şifre yöneticisi, kullandığınız tüm site ve uygulamalarda şifrelerinizi güvende tutmak için en son güvenlik teknolojisini kullanmakla kalmıyor,  aynı zamanda tüm cihazlarınızda güçlü, benzersiz şifreler oluşturmayı kolaylaştıran bir şifre üreticisi içeriyor.

Google'ın şifre yöneticisi, Android akıllı telefonlarda gelişmiş koruma sunarken, iPhone kullanıcıları, iOS'taki diğer uygulamalarda kayıtlı şifreleri otomatik olarak doldurmak için Chrome'u seçebilir. Firma ayrıca, iPhone kullanıcılarının Chrome'un güçlü şifre oluşturma özelliğinden yararlanmasını sağlayacak bir güncelleme sunmayı planlıyor.

Güçlü ve benzersiz şifreler kullanmak çevrimiçi hesaplarınızın korunmasına yardımcı olsa da, ikinci bir kimlik doğrulama biçimine sahip olmak, bir saldırganın bunlara erişme şansını önemli ölçüde azaltıyor. Google, yıllardır benzer şekilde iki adımlı doğrulamada (2SV) yenilikler yapıyor.

Yeni kullanıcılar için iki faktörlü doğrulamayı zorunlu kılan Google, şimdi halihazırdaki kullanıcıların bir kısmını da bu sisteme geçirmeyi hedefliyor. 2021'in sonuna kadar 150 milyon kullanıcıda iki faktörlü doğrulama varsayılan ayar haline getirilecek. Buna bir de 2 milyon YouTube kullanıcısı eşlik edecek.

Firma iki faktörlü doğrulamanın kullanıcıların bazıları için uygun olmayabileceğinin bilincinde olduğundan dolayı vazgeçme imkanı da sunuyor, ancak yine de kullanıcıların güvenlik için sadece şifrelere bağımlı olmamalarını sağlama hedefinden de vazgeçmiyor. Kullanıcılar Google'ın sunduğu Güvenlik Kontrolü seçeneğini kullanarak hesaplarının ne derece güvenli bir şekilde kullanıldığını kontrol edebilirler.



27 Eylül 2021 Pazartesi

Reklam engelleyici ile güvenlik!

Bazı şirketler, kullanıcıların bir reklamı tıklayıp tıklamayacakları konusunda daha bilinçli kararlar verebilmelerini sağlamak için reklamları daha şeffaf hale getirmeye çalışırken, kullanıcıların kişisel bilgilerini toplamak veya cihazlarının içeriğine ulaşmak için kullanılan kötü niyetli reklamlar hala ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyor.

Amerika Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) gibi federal ABD istihbarat teşkilatlarının da çevrimiçi reklamcılıktan korktuğu ve bu potansiyeli azaltmak için reklam engelleyiciler kullanmaya teşvik edildiği ortaya çıktı.

Motherboard'ın haberine göre, Senatör Ron Wyden tarafından hazırlanan ve Yönetim ve Bütçe Ofisine (Office of Management and Budget - OMB) gönderilen bir mektuba göre, NSA, CIA, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Deniz İstihbaratı Ofisi (ONI) ve daha fazlası dahil olmak üzere birden fazla devlet kurumundan oluşan Intelligence Community (IC) üyelerinin reklam engelleyici kullanmasını istiyor.

Söz konusu kullanıcılar Federal istihbarat teşkilatlarında çalıştığından dolayı böyle bir önlemin alınmak istenmesi şaşırtıcı değil, ancak bir taraftan da kötü niyetli reklamların hala açık bir tehlike olarak internette dolaştığını göstermesi açısından önemli.  Wyden, reklam sağlayıcıların hedefli reklamlar sunmak için çevrimiçi etkinliği nasıl kullandıklarını da özetliyor. Yakın tarihli bir Senato soruşturmasında, bu verilerin Çin ve Rusya gibi "yüksek riskli" pazarlara ihraç edildiğini ve daha sonra kötü amaçlarla kullanabilecekleri ortaya konuldu.

Hem NSA hem de Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenlik Ajansı (CISA) daha önce reklam engelleyicilerin kullanımını teşvik eden bir kılavuz sunmuştu. Bununla birlikte, federal kurumların şu anda bu yönergeyi izlemesi zorunlu değil. Wyden tüm federal istihbarat teşkilatlarında reklam engelleyicilerin kullanımının zorunlu tutulmasını öneriyor.



22 Eylül 2021 Çarşamba

Snowden'dan ExpressVPN uyarısı

Ani çıkışları ve ihbarları ile tanınan eski NSA ihbarcısı ve gizlilik savunucusu Edward Snowden, Twitter'da "Eğer ExpressVPN kullanıcısıysanız, hemen vaz geçmelisiniz" açıklamasını yaptı. Snowden, bu uyarısının nedenini ExpressVPN CIO'su Daniel Gericke'nin BAE için casusluk araçları oluşturan Project Raven'da çalıştığı ile ilgili basında çıkan haberlere bağladı.

Gericke, casusluk operasyonundaki rolleri nedeniyle ABD Adalet Bakanlığı tarafından suçlanan ve suçlamalara itiraz etmeyen, para cezasına çarptırılan ve bu cezayı ödeyen üç eski ABD istihbarat ajanından biriydi. ExpressVPN, Gericke'nin siber güvenlik geçmişine ışık tutan bir bildiri yayınladı ve Gericke'yi desteklemeye devam edeceklerini açıkladı. Gericke, 2019 yılında ExpressVPN tarafından işe alınmıştı. Şirket onun geçmişinin farkında olmasına rağmen, "gizli faaliyetleri" hakkında hiçbir ayrıntıya sahip değildi.

Destek kararını şu şekilde dile getirdiler: "Daniel bize katıldığından beri, tam olarak yapmasını istediğimiz şeyi yaptı: Milyonlarca insana gizlilik ve güvenlik sunmamıza izin veren sistemleri sürekli olarak güçlendirdi."

ExpressVPN, kullanıcılarını her türlü tehdide karşı korumaya yardımcı olan teknolojilerinin ayrıntılarını da paylaştı.



18 Eylül 2021 Cumartesi

Fiber optik kablolarda devrim

BT, dünyanın ilk Kuantum Anahtar Dağıtımı (QKD) denemesini altı kilometre uzunluğunda içi boş çekirdekli optik fiber kablo üzerinden gerçekleştirerek, kuantum güvenli iletişimin geliştirilmesinde yeni bir dönüm noktasına ulaştığını açıkladı.

QKD, güvenlik anahtarlarını kullanırken matematiksel formüller yerine fizik yasalarına dayalı seçenekler kullanan bir iletişim protokolü. BT, bu yeni kablo teknolojisinde katı cam iletken yerine havayı kullandığını ve QKD protokolü kullanımı sırasında paraziti önlediği için içi boş kabloların daha iyi bir performans gösterdiğini belirtiyor.

QKD sinyallerini taşımak ile ilgili birçok güncel çalışma mevcut. Birkaç ay önce, Toshiba'dan Cambridge merkezli araştırmacılar, QKD sinyallerini 600 km'den başarılı bir şekilde aktaran projeleriyle ilgili ayrıntıları paylaşmıştı. Toshiba, mevcut ticari QKD sistemlerinin yaklaşık 100-200 km fiber ile sınırlı olmasına rağmen, çift bant stabilizasyon tekniğinin sinyallerin yüzlerce kilometre boyunca korunmasına yardımcı olacağını söylüyor.

BT ise farklı bir yaklaşım getirerek, fiber optik kabloları Lumenisity Limited tarafından üretilen içi boş kablolarla değiştiriyor. Bu kabloların sayesinde ticari telekomünikasyon cihazlarının şifrelenmiş verileri gönderirken ayrıca optimize edilmesine gerek kalmadığını belirtiyor.  



16 Eylül 2021 Perşembe

Eski yöntemler hala işe yarıyor!

HP Wolf Security tehdit araştırma ekibinin bulgularına göre, siber suçlar gelişirken para kazanma ve bilgisayar korsanlığı araçlarında patlama yaşanıyor. Bununla birlikte son kullanıcıların hala eski yöntemlere karşı savunmasız olduğu görülüyor.

HP, siber güvenlik saldırılarının ve güvenlik açıklarının analiz edildiği en güncel küresel Tehdit Öngörüleri Raporu'nu yayınladı. Araştırma, 2020 yılının ikinci yarısından 2021 yılının ilk yarısına kadar dosya paylaşım web sitelerinden indirilen siber saldırı araçlarının kullanımında yüzde 65'lik artış olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar geniş sirkülasyona sahip siber saldırı araçlarının birçok özelliğe sahip olduğunu aktarıyor. Örneğin web sitelerine karşı kimlik bilgisi doldurma saldırıları gerçekleştirmek için optik karakter tanıma (OCR) gibi bilgisayarla görme tekniklerini kullanarak CAPTCHA zorluklarını çözebiliyor. 

HP Kişisel Sistemler Güvenlik Küresel Başkanı Dr. Ian Pratt, konuyla ilgili şunları söyledi:

"Siber saldırı araçlarının ve yeraltı forumlarının yaygınlaşması, daha önce düşük seviyeli aktörlerin kurumsal güvenlik için ciddi riskler oluşturmasına izin veriyor. Aynı zamanda kullanıcılar basit kimlik avı saldırılarının kurbanı olmaya devam ediyor. BT departmanlarını gelecekteki tehditleri gerçekleşmeden engelleyecek şekilde donatan güvenlik çözümleri, şirketlerin korumasını ve esnekliğini en üst düzeye çıkarmanın anahtarı olarak kilit role sahip."

 En önemli tehditler  

Siber suçlular birlikte çalışarak daha büyük saldırılara kapı açıyor: Dridex ile bağlantılı taraflar, fidye yazılımını dağıtabilmek için ele geçirilen şirketlere erişimi diğer tehdit aktörlerine satıyor. 2021 yılının ilk çeyreğinde Emotet etkinliğindeki düşüş, Dridex'in HP Wolf Security tarafından tespit edilen en gelişmiş kötü amaçlı yazılım ailesi haline gelmesine yol açtı. Bilgi hırsızları daha büyük sonuçlara neden olan kötü amaçlı yazılımlar sunuyor: Geçmişte kripto para cüzdanlarından ve web tarayıcılarından kimlik bilgilerini almak için bilgi hırsızı olarak kullanılan CryptBot kötü amaçlı yazılımı, organize suç grupları tarafından çalıştırılan bir bankacılık truva atı olan DanaBot'u sızdırmak için de kullanılıyor. Şirket yöneticilerini hedefleyen VBS indirme çalışmaları: Çok aşamalı bir Visual Basic Komut Dosyası (VBS) çalışması, hedeflediği yöneticinin adını taşıyan kötü amaçlı ZIP eklerini paylaşıyor. Daha sonra cihazlarda kalıcı olmak ve kötü amaçlı yazılım dağıtmak için meşru SysAdmin araçlarını kullanmadan önce gizli bir VBS indiricisi kuruyor. Uygulama olarak başlayan yazılımlar şirketlere sızıyor: Yedi ülkedeki (Şili, Japonya, İngiltere, Pakistan, ABD, İtalya ve Filipinler) nakliyat, denizcilik, lojistik ve ilgili şirketleri hedef alan ve dağıtmak için Microsoft Office'in bir güvenlik açığından yararlanan ve özgeçmiş gibi görünen (résumé-themed) kötü niyetli spam çalışmalarıyla mevcut Remcos RAT ve virüslü bilgisayarlara arka kapı erişimi elde ediliyor.

HP Kıdemli Kötü Amaçlı Yazılım Analisti Alex Holland ise "Siber suç ekosisteminde küçük siber suçluların, organize suç içindeki daha büyük oyuncularla bağlantı kurma ve savunmaları atlayıp sistemleri ihlal edebilen gelişmiş araçları indirme imkanı artıyor. Bu yüzden ekosistem gelişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Siber saldırganların tekniklerini daha fazla para kazanacak şekilde değiştirdiğini ve şirketlere karşı daha karmaşık saldırılar başlatabilmeleri için organize suç gruplarına erişim sattığını görüyoruz. CryptBot gibi kötü amaçlı yazılım türleri, önceden bilgisayarlarını kripto para cüzdanlarını depolamak için kullanan kullanıcılar için bir tehlike oluşturuyordu. Ancak şimdi şirketler için de bir tehdit haline geldi. Bilgi hırsızlarının siber saldırı araçlarına erişimlerinden para kazanmak için fidye yazılımlarını tercih etme eğiliminde olan organize suç grupları tarafından çalıştırılan kötü amaçlı yazılımları dağıttığını görüyoruz" dedi.

 Önemli bulgular  

Tespit edilen kötü amaçlı yazılımların yüzde 75'i e-posta yoluyla gönderilirken, kalan yüzde 25'i de web sitelerinden indirildi. Web tarayıcıları kullanılarak indirilen tehditler, dolaylı da olsa siber saldırı araçlarını ve kripto para madenciliği yazılımını indiren kullanıcılar nedeniyle yüzde 24 arttı. En yaygın e-posta oltalama denemeleri yüzde 49 ile faturalar ve ticari işlemler üzerinden gerçekleştirilirken, yüzde 15'i de ele geçirilen e-posta ileti dizilerine verilen yanıtlar ile yapıldı. COVID-19'dan bahseden oltalama tuzakları, 2020'nin ikinci yarısından 2021'in ilk yarısına yüzde 77 düşerek yüzde 1'den daha azını oluşturdu. En yaygın kötü amaçlı ek türü arşiv dosyaları (yüzde 29), elektronik tablolar (yüzde 23), belgeler (yüzde 19) ve çalıştırılabilir dosyalar (yüzde 19) oldu. JAR (Java Arşiv dosyaları) gibi olağandışı arşiv dosyası türleri, algılama ve tarama araçlarından kaçınmak ve yeraltı pazarlarında kolayca elde edilebilen kötü amaçlı yazılımları yüklemek için kullanılıyor. Rapor, yakalanan kötü amaçlı yazılımların yüzde 34'ünün önceden bilinmediğini ve bu tür kötü amaçlı yazılımların 2020'nin ikinci yarısına kıyasla yüzde 4 düştüğünü buldu. Microsoft Office veya Microsoft WordPad'den yararlanmak ve dosyasız saldırılar gerçekleştirmek için yaygın olarak kullanılan güvenlik açığı CVE-2017-11882'den faydalanan kötü amaçlı yazılımlarda yüzde 24'lük bir artış gözlemleniyor.

BASIN BÜLTENİNDEN DERLENMİŞTİR



Zoom'a 3 önemli yenilik birden!

Zoom, kullanıcıları tehditlerden korumak için tasarlanmış bir dizi güvenlik odaklı güncellemesini tanıttı. Video konferans şirketi, yıllık Zoomtopia konferansında üç önemli yeniliğini duyurdu: Zoom Phone için uçtan uca şifreleme (E2EE), yeni bir kendi anahtarını getir (BYOK) hizmeti ve bir kimlik doğrulama planı.

Firma, yeni özelliklerin halihazırda mevcut olan önlemleri (Zoom aramaları için E2EE gibi) genişleteceğini ve ayrıca geçmişteki güvenlik sıkıntılarını bellekten silmenin bir yolunu bulmasını umacağını söylüyor.

Baş Ürün Müdürü Karthik Raman yayınladığı yazıda "Zoom; kullanıcılar arasında güven, çevrimiçi etkileşimlerde güven ve hizmetlerimize güven üzerine kurulu bir platform olmaya çalışıyor" dedive ekledi: "Birden çok şifreleme seçeneği ve kimlik doğrulama, bu güvenin temelini oluşturmaya yardımcı olur ve gelişen güvenlik stratejimizin önemli bir parçasıdır."

Zoomtopia'da duyurulan güvenlik özelliklerinden belki de en önemlisi, uzun vadeli yeni bir stratejinin başlangıcı olarak nitelendirilen kimlik doğrulama programı olabilir.

Kimlik yönetimi şirketi Okta ile ortaklaşa geliştirilen bu program kapsamında, kullanıcılardan bir toplantıya katılmadan önce kimliklerini doğrulamaları istenecek. Sistem, hesap kimlik bilgileri, güvenlik soruları, çok faktörlü kimlik doğrulama, cihaz kimliği ve daha fazlası dahil olmak üzere bir veri noktası kombinasyonunu değerlendirerek kullanıcıları denetleyecek.

Giriş yaptıktan sonra, kimlik kontrollerini başarıyla geçtiklerini göstermek için kullanıcıların listedeki adlarının yanında mavi bir onay işareti görünecek.

Raman'ın açıkladığı üzere "Sosyal mühendislik ve kimlik avı saldırılarının daha karmaşık hale gelmesiyle, kişisel bilgileri korumak her zamankinden daha önemli. Kimlik doğrulama ve doğrulama, toplantı konuğunun söyledikleri kişi olup olmadığını belirlemeye yardımcı olabilir."

Böylelikle müşterilerin hiçbir davetsiz misafirin bulunmadığını bilerek, gizli bilgileri Zoom aramaları üzerinden özgürce paylaşabileceklerinin altı çiziliyor.

BYOK hizmeti ise kapsamlı uyumluluk gereksinimleri olan firmalara büyük varlıkları (toplantı kayıtları gibi) daha etkin bir şekilde korumanın bir yolunu sağlamak üzere tasarlandı. Kaydolan müşteriler, AWS içinde, Zoom'un kendisi de dahil olmak üzere başka hiçbir tarafın erişemeyeceği bir ana anahtar içeren bir anahtar yönetim sisteminin kontrolünü ele alacak.

Ve son olarak Zoom, bulut telefon sistemi Zoom Phone'a uçtan uca şifreleme getiriyor. Firma, bu özelliğin sunucu güvenliği ihlallerine karşı koruma sağlayarak bire bir aramalara bir koruma katmanı ekleyeceğini söylüyor.

Zoom Phone için yeni kimlik doğrulama planı ve E2EE "gelecek yıl" yürürlüğe girecek, BYOK hizmeti için beta ise önümüzdeki birkaç ay içinde kullanıma sunulacak...



15 Eylül 2021 Çarşamba

VPN kullandığınız anlaşılabilir mi?

Bilgisayarınızda yasaklı sitelere girmek veya bölgesel olarak erişiminiz olmayan içeriğe bağlanmak için VPN kullanıyor olabilirsiniz. Peki VPN kullanıp kullanmadığınız tespit edilebilir mi? Yanıt, evet. Ancak bu konuda endişelenecek bir şey yok.

VPN'ler internet etkinliğinizi gizli tutar, ancak trafiği inceleyen biri, ne zaman VPN kullandığınızı söyleyebilir. Bu endişe verici gelebilir, ancak güvenilir bir VPN kullandığınız sürece verilerinizi görmeleri mümkün değildir. Birinin size VPN kullandığınızı nasıl söyleyebileceğinin sırrı ise IP adreslerinde yatıyor.

İnternete VPN olmadan bağlandığınızda, etkinliğinizi izleyen biri, kullandığınız her web sitesi veya çevrimiçi hizmet için birden fazla IP adresine bağlandığınızı görür. Ancak, bir VPN kullanıyorsanız, tek bir IP adresi görülür. VPN'nin proxy sunucusu, trafiğinizin yönlendirildiği yerdir. Birisi, bu IP adresini bilinen VPN sunucu adresleriyle çapraz referans alabilir ve bu servislerden birinden bağlandığınızı tespit edebilir.

Ancak, haberimizin başında da belirttiğimiz gibi, bu konuda endişelenecek bir şey yok. Araştırmacıların yapabileceği tek şey VPN kullanıp kullanmadığınızı tespit etmekten ibarettir. Nereye bağlandığınızı veya ne yaptığınızı, hangi içerikleri görüntülediğinizi bilmelerinin bir yolu yoktur.  



6 Eylül 2021 Pazartesi

Telefonlara 7 yıl güncelleme şartı!

Mevcut telefonunuz, en azından Almanya'nın istediği olursa, birkaç yıl daha güvenlik güncellemelerini almaya devam edebilir. C't tarafından bildirildiğine göre, Alman federal hükümeti, Avrupa Komisyonu ile müzakerelerin bir parçası olarak Avrupa Birliği'ni akıllı telefonlar için yedi yıllık güvenlik güncellemeleri ve yedek parça talep etmeye zorluyor. Bu yeni istek, yakın tarihli bir komisyon önerisinden iki yıl daha uzun ve telefonlara daha bilgisayar benzeri bir destek döngüsü sağlamayı amaçlıyor.

Her iki teklif de şaşırtıcı olmayan bir şekilde üreticilerin tepkisiyle karşı karşıya. Üyeleri arasında Apple, Google ve Samsung'un da bulunduğu sektör savunuculuğu grubu DigitalEurope, yalnızca üç yıllık güvenlik güncellemesi şartı istiyor ve yedek parçaları sözde daha güvenilir olan kameralar, hoparlörler ve diğer bileşenler yerine ekranlar ve pillerle sınırlamak istiyor.

Diğer bir deyişle, DigitalEurope temel olarak var olan sistemin devam etmesini savunuyor. Apple genellikle beş yıllık düzenli özellik ve güvenlik güncellemeleri sunarken, birçok Android satıcısı üç veya daha az yıllık hizmet sunumlarına sahip. Samsung, 2021'de dört yıllık güvenlik güncellemesi sunmayı taahhüt etmişti. Bunların bir kısmı Qualcomm'un güncelleme politikası tarafından belirlendi, ancak markaların kendilerinin değişmeye bazen isteksiz oldukları açık.

Bu genişletilmiş destek çok önemli hale gelebilir. AB'nin potansiyel olarak 2023'te yürürlüğe girecek olan önerisi, telefonları daha uzun süre kullanmaya imkan tanıyarak çevreye yardımcı olmayı amaçlıyor. Eğer bu teklif kabul edilirse, şu anda bulunan 2,5 ile 3,5 yıl arasındaki kullanım süresinin yaklaşık iki katı boyunca kullanılabilir kalacaklar.

Ancak bu karar, bir bütün olarak mobil güvenliği desteklemek için de hayati önem taşıyabilir. StatCounter'ın Ağustos 2021 kullanım paylaşımı verilerine göre, Android kullanıcılarının yaklaşık olarak yüzde 40'ı 9.0 Pie veya önceki bir sürümü çalıştırıyor. Yani mobil kullanıcıların büyük bir kısmının cihazları güvenlik güncellemeleri almıyor veya bu desteği kaybetmeye yakın. Daha uzun destek süreleri, saldırganların, şu anda daha yeni yazılımlarda yamalanan açıklardan yararlanmalara karşı kalıcı olarak savunmasız bırakılan eski telefonları hedeflemesini engelleyebilir.



31 Ağustos 2021 Salı

Instagram'da yeni mecburiyet

Instagram, uygulamayı kullanan gençleri korumak amacıyla gerçekleştirdiği yeni bir politika değişikliği kapsamında, kullanıcıların doğum günlerini paylaşmalarını zorunlu tutacak. Aslında bu zorunluluk 2019'dan beri var, fakat daha önceki dönemde üye olmuş olan kullanıcıların bu bilgiyi girmemiş olmaları mümkün. Ancak, önümüzdeki birkaç hafta içinde Instagram daha önceden doğum tarihini paylaşmamış olan kullanıcılara bir uyarı görüntüleyerek ve doğum tarihini girmelerini isteyecek.  

Kullanıcıları doğum tarihlerini girmeye zorlamak için öncelikle uyarı pencereleri kullanılacak. Buna ek olarak, bazı Instagram içerikleri "hassas içerik" olarak etiketlenerek üstü kapatılacak. Kullanıcı bu içeriği görmek isterse, doğum tarihini girmek zorunda olacak.

Firma, yapay zekâdan yararlanarak kullanıcının sahte bir doğum tarihi girmesinin önüne geçileceğini, buna ek olarak bazı kullanıcılardan yaşlarını "doğrulmalarını" isteyeceğini duyurdu. Kullanıcının girdiği doğum tarihi yapay zekâ filtresinden geçerken ters görünen bir durum fark edildiğinde, bu doğrulama süreci başlatılacak. Instagram bu teknolojinin şu anda geliştirilme aşamasında olduğunu ve son haline geldiğinde daha fazla bilgi verileceğini açıkladı.

Instagram'daki bu değişikliklerin amacı en genç kullanıcıları için güvenlik ve gizlilik özelliklerini güçlendirmek. Şirket ayrıca çocukların hesaplarını varsayılan olarak gizli hale getireceğini ve reklamverenlerin bu kullanıcıları hedefleme imkanını sınırlayacağını da daha önce açıklamıştı. Ayrıca yakın zamanda yetişkin yabancıların gençlere mesaj göndermesini önleme özelliğini de tanıtmıştı.



30 Ağustos 2021 Pazartesi

Dosya silerken de dikkat edin

Kötü niyetli aktörler, kişisel verilerinize erişmek için büyük çaba harcarken, verilerinizi mümkün olduğu kadar gizli tutmaya çalışmanız gerekir. Hassas verileri nasıl elden çıkardığınıza çok dikkat etmelisiniz. Çünkü internetten neler satın aldığınıza ve geri dönüşüme gönderilebilecek evraklarda bulunan bilgilerinize kimin bakacağına emin olamazsınız. 

Kişisel bilgilerinizi nasıl imha ediyorsunuz?

Dünyada COVID-19 süreci ile birlikte  posta ve kargo yoluyla satın alınan ürün sayısı önemli ölçüde arttı. Günlük alışverişlerden hobi araçlarına kadar hemen hemen her şeyi online satın alıyoruz. Büyüklü küçüklü kargo paketleri, zarflar hergün birbirini izlemeye başladı. Bu koliler ya da makbuzların üzerinde  sosyal mühendislik yapabilecek bir siber suçlu için gereğinden fazla bilgi bulunabiliyor. Gerektiği şekilde imha edilmeden dönüşüm ya da çöp kutularına atılan koli ya da belgeler üzerinde  isim ve adres bilgilerinin yanı sıra telefon numaraları, e-posta adresleri de yer alabiliyor. Hatırlayalım,  Facebook bu yılın başlarında 533 milyon telefon numarasının artık internette ilgili e-posta adresleriyle aranabileceğini kabul etti. Bu bilgiler bir araya getirildiğinde siber suçlular için değerli bir hazine sandığına dönüşebiliyor. 

Bilgiler bir araya getirildiğinde her detay anlam kazanıyor

Üzerlerindeki hassas bilgi miktarı nedeniyle kağıt ve karton atıklarınız siber suçlular için oldukça değerlidir. Birkaç yöntem kullanarak insanları bu bilgilerle manipüle edebilirler. Örneğin, telefon numaranız ve yeni satın aldığınız şeyin faturasıyla, potansiyel olarak satın alınan ürünle ilgili bir güncelleme için sizi arayabilir veya kısa mesaj gönderebilir, parola veya kredi kartı bilgileri gibi daha fazla bilgi vermenizi sağlayabilecek bir web sitesini ziyaret etmenizi isteyebilirler. Alışveriş hesaplarınıza erişme ve saklanan kartlardan ürün satın alma veya daha da kötüsü kimlik hırsızlığı girişiminde bulunma potansiyelleri olabilir.

Online alışverişte nelere dikkat etmelisiniz?

ESET uzmanları online alışveriş ile ilgili dikkat edilmesi gereken üç konuya dikkat çekti.

Herhangi bir kişisel veriyi çöpe atmadan önce parçalayıp yok edin ve zarfları/kolileri kontrol etmeyi unutmayın. Benzersiz, karmaşık parolalar kullanın ve risk altına giren olursa değiştirin.Tüm hesaplarda çok faktörlü kimlik doğrulaması kullanın.



6 Ağustos 2021 Cuma

Huawei'den Amerika'ya "ders"

Huawei, Amerika'yı siber güvenlik konusunda "eğitmeye" karar verdi. İlk ders: Huawei dahil olmak üzere satıcılarının Dünya çapında güvenilir olabilmesi için Çin ile işbirliği yapmak gerekli...

Huawei'nin ABD CSO'su Andy Purdy, Başkan Joe Biden'ın Mayıs 2021'de Ulusun Siber Güvenliğini İyileştirmeye İlişkin Yürütme Kararını "şirketlerin yapması gereken minimum şey" olarak değerlendirdi. Eski bir Beyaz Saray siber güvenlik danışmanı olan Purdy, özellikle Yürütme Kararı'nın yalnızca federal kurumlar ve onların özel sektör tedarikçileri için bağlayıcı olduğuna işaret ederken bazı noktalara da dikkat çekti.

Purdy, "Hükümetle iş yapmayan şirketler için, bunlar sadece kılavuz niteliğindedir" diyor. Bu nedenle, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'nu işletmeleri Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü tarafından sunulanlar gibi sağlam güvenlik çerçevelerini benimsemeye zorlamaya çağırıyor.

Purdy, "ABD ve diğer ülkeler daha yakın çalışmalı ve günümüzden daha açık bir şekilde bilgi paylaşımında bulunmalı" diyor: "Hükümetler ve firmalar artık siber ticaret ilişkilerini belli normlara oturtacak bir sistem geliştirmeli."

Purdy'nin açıklamasının dikkat çeken bir kısmı da şu şekilde: "Bu, ABD'nin yalnızca G7 ve G20 ortaklarıyla değil, aynı zamanda Çin, Rusya ve diğer ülkelerle de işbirliği içinde çalışması için bir fırsattır. Standartlar ve en iyi uygulamalar, şeffaflık ve uyum mekanizmaları ve hesap verebilirlik konusunda kurallara bağlı bir sistem oluşturulmasını zamanı geldi."



5 Ağustos 2021 Perşembe

Chrome'da küçük ama önemli değişim

Google, kullanıcılar HTTPS'nin etkin olduğu güvenli siteleri ziyaret ettiğinde Chrome'daki adres çubuğundan kilit simgesini kaldırmayı planlıyor. Şirket uzun süredir HTTPS protokolünü savunuyor ve 2014'te, hala HTTP kullanan sitelerin arama sonuçlarında daha alt sıralarda yer alması için arama programını değiştirmişti.

Bilmeyenler için, HTTP, tarayıcıların web barındırma sunucularından yanıt gönderip almasını sağlayan bir protokol. HTTPS de aynı şekilde çalışıyor ancak hem istekleri hem de yanıtları güvence altına almak için TLS/SSL şifrelemesini kullanıyor.

Artık Chrome'daki tüm tarayıcı bağlantılarının yüzde 90'ından fazlası HTTPS kullandığından dolayı Google, kullanıcıları yalnızca bir site HTTPS kullanmadığında uyarmayı planlıyor. Şu anda Google Chrome'da HTTPS kullanan bir siteyi ziyaret ettiğinizde, adres çubuğunda bir kilit simgesi görüntüleniyor. Hala HTTP kullanan bir siteyi ziyaret ettiğinizde ise, üçgen içinde ünlem işaretini gösteren bir simge ve "Güvenli Değil" uyarısını görüyorsunuz.  

Google şu anda HTTPS kullanan siteler için kilit simgesini kaldıran yeni özelliği test etme sürecinde. Chrome 93 Beta veya Chrome 94 Canary sürümlerini çalıştıran kullanıcılar bu durumu görebiliyor. Şu anda test aşamasında olmasına rağmen bu yılın sonunda Chrome'un kararlı yeni sürümü geldiğinde, artık HTTPS kullanan sitelerde kilit simgesi gösterilmeyecek gibi görünüyor.