uzaktan çalışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uzaktan çalışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2021 Çarşamba

Ofiste hibrit dönem başladı

İşverenler çalışanların katılımını, işbirliğini ve üretkenliğini en üst düzeye çıkaran sürdürülebilir çalışma koşulları yaratmak için yeni model arayışlarına devam ediyor. Halihazırda hibrit ve karma model uygulayan şirketlerin sayısı yüzde 40'ı geçti. Pandemi sonrası iş esnekliğini önemseyen kuruluşlar çalışanlarda ortaya çıkan yeni eğilimleri dikkate alarak 5 farklı hibrit çalışma modelini teşvik ediyor. Esnekliğin ön planda olduğu tercihler, bölünmüş haftalık, ihtiyaç, hafta hafta paylaşım, vardiyalı çalışma ve karma modellerinden oluşuyor. Araştırmalara göre şirketlerin yüzde 80'inden fazlası esnek çalışma modeline sıcak bakıyor. Yeni dönemde çalışanlar,  iş- özel yaşam dengesi ve aile faktörüne hassasiyetle yaklaşan çalışma düzenlemesi bekliyor.

"Uzaktan çalışma zaman ve enerji tasarrufu sağlıyor"

Yeni iş dinamiklerini değerlendiren Champs Kurucu ve Yöneticisi Mahir Tüzün hemen hemen tüm şirketlerde hibrit ağırlıklı karma bir model uygulandığını vurguladı. Hibrit modelin çalışana trafikte enerji ve zaman tasarrufu sağladığını bunun yanı sıra ebeveynliğin çoğu şirkette yeni çalışma modelini şekillendirdiğini aktaran Tüzün konuşmasını şöyle sürdürdü: "Uzaktan çalışma ortamlarının esnekliğini deneyimleyen pek çok kişi ofise geri dönmek istemiyor. Özellikle iş-özel yaşam dengesi öncelikli çalışanlarla, çocukları okula dönemeyen anneler hibrit çalışma modelini tercih ediyor. Aile sorumluluklarını desteklemek isteyen şirketler tamamıyla evden çalışma opsiyonunu da çalışanlarına sunuyor. Bunun yanı sıra, çalışan trafiğe girmeyerek yolda geçen süreyi tamamen ortadan kaldırıyor. Bu sayede yüzde 30'un üzerinde verimlilik artışı sağlıyor. Esneklikten yararlanan ve kapsamını genişleten kuruluşlar yetenekleri çekmek, rekabette üstünlük sağlamak ve iş hedeflerine ulaşmak için oldukça avantajlı durumda. Harekete geçmemek risk yaratır."

"Kurumlar, insan merkezli iş tasarımını benimsemeli"

Pandemi sonrası, hibrit çalışma dönemi için bir iş yeri stratejisi oluşturma zorunluğunu işaret eden Mahir Tüzün, yapılması halinde insanlar ve firmalar için kazancı beraberinde getiren ipuçları verdi. Hibrit ve uzaktan çalışmanın geleceğini değerlendiren Tüzün, şu noktalara değindi: "Kurumlar, insan merkezli iş tasarımını benimsemeli. İşverenler çalışanları, çalışma ortamları üzerinde daha fazla kontrol sahibi yaparak daha üretken hale getirmeli. Hibrit çalışmanın faydalarını en üst düzeye çıkarmak için organizasyon kültürü geliştirilebilir. Yöneticiler hibrit bir çalışma ortamında çalışanları denetlemek için ihtiyaç duyacakları becerileri geliştirmeli. En önemlisi de kısa vadede hibrit çalışmayı optimize etmek ve uzun vadede kurumsal refahı artırmak için gereken teknolojilere ve uygulamalara öncelik verilmeli. Çalışanların dijital gelecekte ihtiyaç duyacakları beceri ve yetkinlikleri belirleyerek, onların gelişmesine destek olunmalı."



22 Eylül 2021 Çarşamba

Uzaktan çalışmada güvenliğin 3 yolu

Her geçen gün daha fazla şirket hibrid çalışma modellerini kalıcı hale getirmeye başlıyor. Bununla birlikte siber güvenlik tehdidi ortamının karmaşıklığı da artıyor. Saldırı yüzeyi büyüdükçe saldırıların tespit edilmesinin de kademeli olarak zorlaşması ve saldırıların sistemde kalma süresinin artmasıyla şirketler risk altında kalıyor.

Bu noktada çalışanların şirket kaynaklarına uzaktan erişmek için kullandığı cihazları korumak kritik öneme sahip. Kullanıcılar ve cihazlar ağın dışındayken antivirüs ve diğer önleyici yöntemlerin gelişmiş tehditlerle başa çıkabilmesi oldukça güç. Şirketlerin bir saldırının uç noktalarına ulaşmasını bekleyip müdahale etmek yerine saldırı yaklaşırken bunun farkında olması gerekiyor. İşte tam da bu nedenle bütünleşik platform yaklaşımına sahip uç noktalar giderek daha faydalı hale geliyor. Güvenlik ekipleri de uç nokta güvenliğinin iş yerlerinde dijital dönüşümü sağlamada kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.

Cisco, uç nokta güvenliği konusunda bilgi birikimi ve uzmanlığa sahip. Bunun yanı sıra  kullanıcılara daha güvenli bir birleşik dijital deneyim yolunda tehditlere yönelik sağlam koruma, algılama ve müdahale sağlayabilmek adına bu uzmanlığını sürekli güncel tutuyor. Bunu göz önünde bulundurarak Cisco, şirketlerin uç nokta güvenlik sorunlarını aşmasının yöntemlerini şöyle ortaya koyuyor.

1. Çok yönlü önleme teknikleri

Gelişmiş tehditlerin uç noktalara bulaşmasını önlemenin bir yolu davranış analizi, makine öğrenimi ve imzaları bir araya getiren çok yönlü önleme tekniklerinden faydalanmaktır. Bu durum özellikle Webex, Slack, Zoom ve Microsoft Teams gibi çevrimiçi konferans araçları dahil olmak üzere SaaS uygulamalarını kullanan uzak kullanıcılar için büyük öneme sahip. İşletim sistemi süreçleri ve örneğin Zoom'da tespit edilen güvenlik açığı gibi yazılım açıkları, kötü amaçlı yazılımlar tarafından uç noktayı ele geçirmek için kullanılabilir.

Güvenlik açığı önleme motoruyla şirketler, bu uygulamalara erişim için kullanılan cihazları, yamasız yazılımların güvenlik açıklarına bellek enjeksiyonu kullanan sıfır gün saldırıları, dosyasız uzaktan kod çalıştırma ve başka kötü amaçlı yazılım saldırılarından koruyabilir. İşletmeler, fidye yazılımlarını zarar görmeden hızlıca tespit edip durdurabilir. Bunun yanında, makine öğrenmesinden faydalanarak, komuta ve kontrol ile veri sızdırma faaliyetleri gibi davranışları çok geç olmadan analiz edebilirler.

2. Başka güvenlik teknolojilerinin yanı sıra kesintisiz entegrasyon sağlama

Uç noktalarının kimlik avı ve güvenlik açıklarının sömürülmesi yoluyla sürekli saldırı ile karşı karşıya kalan bazı BT ekipleri, kendi ekiplerine bu saldırılarla ilgili bilgi sağlamak istebilir. Ancak uç noktalar üzerinde yeterli görüş kabiliyetine sahip olmamaları nedeniyle güvenlik ekipleri tehditleri ortadan kaldırmaya orantısız zaman ayırıp yanal hareket ve tespit edilemeyen türde kötü amaçlı yazılımlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Böylece, şirketlerin uç nokta güvenliğinin başka güvenlik teknolojileriyle kesintisiz entegrasyon sağlamasını temin etmesi oldukça önemli bir hale gelir ve yalnızca uç noktalarda değil, tüm BT ortamında tehditlerin engellenmesine, algılanmasına, araştırılmasına ve tehditlere müdahale edilmesine yardımcı olur.

3. Bilinen tehditleri otomatik engelleyen uç noktaların entegrasyonu

Güvenlik ekiplerinin birçoğu doğru müdahaleyi yapmak için uç noktada olması muhtemel kötü amaçlı yazılımların türünü tespit etmelerini sağlayabilecek rafine ve yüksek isabet oranlı araçlara da sahip değildir. Bu durumda şirketlerin makine öğrenimi, güvenlik açığı sömürüsü önleme, dosya geçmişi, antivirüs ve hem dosyasız hem de dosya tabanlı saldırıları henüz hedefe ulaşmadan durdurarak ekiplerin daha etkili çalışmasına olanak tanıyacak çok çeşitli başka saldırı önleme teknikleri kullanarak bilinen tehditleri otomatik olarak engelleyebilecek uç noktalar seçmesi büyük öneme sahiptir.

Cisco, şirketlere güvenlik altyapıları genelinde daha fazla görüş kabiliyeti, daha fazla etkinlik ve daha fazla verimlilik sunabilecek ideal uç nokta güvenliğini sağlamanın önemini biliyor. Buna uygun olarak, daha güvenli ve sorunsuz bir iş yeri dijital dönüşümü sağlamak için Cisco, yakın zamanda kullanıcı ve uç nokta güvenliğini farklı ölçeklerde bir araya getirerek, güvenli erişimin doğrulanıp etkinleştirilmesini ve hibrid çalışanların her zaman her yerden korunmasını kolaylaştıran yeni bir Uzaktan Çalışma çözümü sunmaya başladı.



12 Ağustos 2021 Perşembe

Uzaktan çalışanların gerçek kabusu

Intel'in yeni raporuna göre birçok çalışan, bilgisayar ve diğer teknoloji araçlarıyla yaşadıkları sorunlar sebebiyle her hafta onca saatini boş yere kaybediyor ve bu üretkenliklerine büyük zarar veriyor.

Rapor, İngiltere merkezli hibrit çalışma modelini benimseyen bir şirketin 1000 çalışanı üzerinden toplanan verilerle hazırlanmış. Bu kişiler arasında bir anket hazırlayan Intel, çalışanların 5'te 2'sinin (yüzde 43) cihazlarında yaşadıkları sorunları düzeltmek için haftada 2 ila 3 saat harcadıklarını tespit etmiş. Ayrıca çalışanların 3'te 1'i (yüzde 33) video konferans sırasında yaşadığı sorunları gidermek için aşağı yukarı yine aynı miktarda zaman harcadığı ortaya çıkmış. Bu sonucu direkt olarak paraya çevirecek olursak, İngiltere'de çalışan başına yılda yaklaşık 3 bin 165 dolarlık kayıp yaşandığı görülüyor.

Ankete katılan çalışanların neredeyse yarısına göre bu sorunların tümü güçlü cihazlarla düzeltilebilir. Ellerindeki donanımın yükseltilmesi gerektiğini düşünen çalışanlar, böylece haftada boşa geçen ortalama 6 saati geri kazanabileceklerini söylüyor.

Öte yandan eksik donanımların ve performans kaybı yaşatan eski cihazların, çalışanların ruh sağlığı üzerinde de olumsuz etkisi olduğunu iddia eden Intel, bu konuda da hiç haksız değil. YouTube işi yapıyorsanız, altyapısı pek çok yerde bir hayli yetersiz olan coğrafyamızda video upload etmek hem zaman alıcı, hem de sinirleri gerici bir işlem takdir edersiniz ki. Ya da video render yaparken, bilgisayarınızın işlemci gücünün yetmediğini veya şu sıcak yaz günlerinde çok ısınan bilgisayarınızın sürekli olarak kapanarak çalışmanızı engellediğini düşünün. Intel pek de haksız değil.